18 Eylül 2023
ANILARDAN BİR KESİT
03 Eylül 2023
CAVİDAN ABLAM
20/08/1943-27/08/2023
Yüreğinde taşıdığın vardı yığınla acıların
Daima yüzüne tebessüm olarak yansıttın
Gözyaşı görmek isteyen gözleri yanılttın
Sustu anında lal oldu diller, dilleri şaşırttın
Yaşamın her devrinde yaradana sığındın
Şükür ettin daim, hiçbir an boyun eğmedin
Yüreğine aktı gözyaşların, hiç dindirmedin
Huzura mutluluğa gözyaşları içinde erdin
Her yaşamın kendine özgü hikayesi vardır
Kendi kahramanlarını kendi içinden yaratır
Sen, hem benim hem kendi kahramanındın
Huzur içinde uyu, vardığın yer ebedi hayattır
Birlikte koştuğumuz avlumuza son kez girdin
Gözyaşına boğuldu o anda Sarnıç senin için
Oradaydı biricik kızın, yeğenlerin, sevdiklerin
Nurlarda uyu ablam, cennet olur inşallah yerin
Not: Cavidan ablamın ziyaretine gittiğimde onun vedaya hazırlandığını fark ettim. Onun için 24.08.2023 günü aynı gün bende ona veda şiiri yazdım. Nitekim üç gün sonra 27.08.2023 günü, ikindi vakti hayata veda etti. Onu kapıdan gülümseyerek gireceğini hayalleyerek geçireceğim bundan sonraki günlerimi.
CANIM ABLAM
Anımsadım çocukluk yıllarımı o an
Peşi sıra koştururdum, düşe kalka ardından
O nereye ben oraya koşardım her zaman
Şimdi hasta yatağının başucundan
Aralayıp gözlerini çaresizce baktığında
Çocukluk günlerime uzandım o yeşil gözlerinde
Tutamadım göz yaşlarımı ablam, tutamadım
Yardın yüreğimi damla damla
Anlat ablam anlat, çocukluk günlerimizi anlat
Senin peşinde koşturduğum günlerimizi anlat
Açıp kapadığın gözlerinde geçmiş yılları gördüm
Her daim taşıdığın yaşamın ağır izlerini gördüm
Ne sen konuşabildin nede ben
Konuşulurmuş meğer öylede yaptık
Sadece göz yaşlarınla da doyasıya konuştuk
Yaşam içinde sürüklenirken bir bilinmeze
Yüreğine yığdığın paylaşamadığın sırlar
Duygularına yansıyıp kalan derin izler
Yaraladı hep seni bilirim derinden derinden
Mazinin içinde sıkışıp kalan acı tatlı anılar
Dökülür göz pınarlarımızdan sıra sıra
Daha bir yaralar her damla gözyaşı acı acı
İşler yüreğimize ta derinden
Yaşam muhasebesini eşitleyemedik be ablam
Her yılı üç yüz altmış beş gün zararla kapatmışız
Can ablam, canım ablam
24.08.2023 / Bursa
04 Haziran 2023
ABHAZ DÜŞÜNÜR / ABIGBA CEMAL (1929-11. Eylül .1997)
Diaspora ile Abhazya / Tsabalı gönül bağı ile birleştiren Abıgba Cemal’i diasporadan bahsederken anmadan geçemezdim. Benim için olduğu kadar toplumumuz içinde çok önemli bir şahsiyet olduğunu belirtmek istiyorum. Atayurt'tan uzakta hiçbir bağlantı yokken edindiği bir alfabe ile kendi kendine anadili ile okuyup yazmasını daha da önemlisi düşüncelerini de net bir dille Abhazca olarak topluma aktarmasını çok önemli bulmaktayım. O şahsında sadece Mezit'i değil tüm diaspora Tsabal'ını temsil etmiştir. Abhazya Sohum’da 2002 yılında Abhazca olarak yayınlanan "Canımın İçi Apsnı" adlı kitabı bir şiir kitabından öte o kadar çok şey barındırıyor ki. Bazen bir felsefe, bazen bir tarih, bazen bir kültür hazinesine dönüşüyor. Bazen soykırımı yaşatıyor, bazen umut aşılıyor, bazen de derin derin düşündürüyor. Tsabaldan Sarnıç’a adlı kitabımda yer vermekten mutluluk duyacağım Abıgba Cemal amcanın bir iki ufak şiirini de paylaşmak ve gelecek nesillere tanıtmak istedim.
02 Nisan 2023
SÜTLÜK / KOYUNKIRILDI
Sarnıç’ın kuzeyinde 4-5 km mesafede meşe
ormanlar içindeki yaylada 93 (1877-78)
muhacirleri tarafından kurulan bir köydür. 1928 yılında Koyunkırıldı olan adı
Sütlük olmuştur. Bilecik merkezine (22 km) ve Pazaryeri’ne de aynı uzaklıktadır.
Köy halkı o yıllarda Pazar ihtiyaçlarını ağırlıkla Pazaryeri’nden temin
ederlerdi. Son yıllarda Bilecik merkeze yapılan yollar nedeniyle ulaşımın
kolaylaşması nedeniyle köy halkı Bilecik’e gitmeye başladı. Pazaryeri’ne yayan
at arabaları veya atlarla gelip giderlerdi. Şimdi köyün kurucusu olan köy
halkından bir iki hane kalmıştır. Diğer köy sakinleri Doğu Anadolu’dan gelen
ailelerden oluşmaktadır. Pazaryeri’ne gidip gelenlerden biride o atlı adamdı ve
çayırlıklarda koyun kuzu otlatan biz çocuklar için adeta bir noel babaydı. İşte o günkü çocuklardan
biri olan bendenizin hayırla andığı adını dahi bilmediğim bu insanı aşağıdaki
şiirimde yad edeceğim.
Not: İlçemizin Pazarcık olan adı Pazaryeri olarak değiştirilmiştir. Pazaryeri dendiğinde bir çok kişi tarafından algılanamamaktır. Sanki bir semt pazarından bahsediliyormuş gibi düşünülmektedir. İlçemizde Pazar yıllardır devamlı Cumartesi günleri kurulmaktadır. Benim bu anım 1950 li yıllarına, 70 yıl öncesine uzanmaktadır.
ATLI ADAM
Hayırla yad edip anmışımdır her zaman
için onu
Bilmem var mıdır neslinden oğlu, kızı yada
torunu ?
Pazaryeri’nden dönüşünde gözlerdik hep
yolunu
At üstünde meramızdan geçer tutardı köy
yolunu
Cumartesileri bekler olmuştuk atlı
adamın yolunu
Mevsime göre heybesinden meyvelerin bir çoğunu
Avuçla atardı çayıra fındık, fıstık, şeker, gül lokumunu
Toplardık sevinçle tebessümle selamlayarak
onu
Pazarda sergileri dolaşırken hep anmaktayım
onu
At üstünde heybesine el attığını görür
gibiyim onu
Nurlarda yat atlı adam, nurlarda sürdür
son uykunu
Sütlüklü Noel baba gözlüyorum hep senin
yolunu
22 Aralık 2022
KUCBA CEMAL SARGIN (1943 / 20.12.2022 Sarnıç)
Tanıyor olsaydınız eğer farkederdiniz sizlerde
Sevgiyle dolu olduğunu o kocaman yüreğinde
Yaşam boyu asla sapma olmadı dürüstlüğünde
Sarnıç’ı hep sevdi orda teslim etti son nefesini de
Hem komşuluk hem de dostluklarla var ettiğimiz
Sarnıç'ın kuruluşundan beri süren birlikteliğimiz
Eksilmedi hiç samimiyetle sürdü daima sevgimiz
Sarnıç’a da sevgi tohumları serptin son nefesinde
Kapılmadın yalan rüzgarlarına daima mert kaldın
Entrikalarla dolu dünyada entrikacılara kanmadın
Alnın ak yüreğin pak, tertemiz sonsuz aleme vardın
İçine gömülü acılarda sonlanmıştır o son nefesinde
Elimden tutar getirip götürürdün Eskişehir'e okula
Düşe kalka gidip gelirdik yayan yapıldak düşüp yola
Kasabadan Sarnıç 15 km'lik yol verilmez miydi mola ?
İşte bu son mola yerinden son yolculuğuna çıkışında
Bu kez de ben vardım yüreğimden sızan gözyaşlarımla
20.12.2022 Sarnıç
Mekanın cennet, ruhun şad olsun
Her daim bir ağabey olarak gördüm seni
Cihat ağabeyimden sonra senide uğurlamak
Çok zor geldi be Cemal
Kim karşılayacak artık Sarnıç'a adım attığımda
06 Aralık 2022
Beş TAŞ / İki DAMLA YAŞ
Beş TAŞ / İki DAMLA
YAŞ
Çocukluk
anılarımı tazelemek için
Koştum Sarnıç’ımın
tozlu sokaklarına
Açıldım o zümrüt
yeşili çayırlıklarına
Nedenini bilemedim,
çözemedim niçin
Taşlar topladım
ceplerime doldurdum
Varıp derenin bir
kenarına oturdum
Çizdim yere oyun
şablonlarını durdum
Beş tane taş aldım
bakındım durdum
Ne gelen vardı, ne
giden, nede seslenen
Çocukluk
arkadaşlarım gelmemişti neden ?
Bir bir geçti
hepsi gözümün önünden
İki damla göz
yaşıymış cevap, ne gelir elden
28/11/2022
Yarenkent/BURSA
Beş TAŞ / İki DAMLA YAŞ (2)
Avuçlarımda beş
taş
Oynuyorum kendi
kendime bir bir iki iki
Yere bırakıyorum
topluyorum tekrardan
Ben vefasız
değilim bakın bekliyorum hala
O üzerinden
atladığımız derenin kenarında
Nasıl koşa koşa
gelip karşı tarafa uçarcasına atlardık
Nadirde olsa
düşünce derenin içine
Gülüşürdük
dakikalarca kahkahalarla
Neredesiniz ?
bakakaldı gözlerim yollarda
Yalın ayak başı
kabak koşuşturduğumuz
Koyun kuzu
otlattığımız o çayırlıklarda
Umudum yok Çetin,
Gomgom, Fij, Aysel, Semiha’dan
Bırakıp gittiler
hepden
Turan, Ferdon,
Faruk
Ya siz gelseniz
yad etsek o çocukluk günlerimizi
‘’Koca koca
adamlarız oynayamayız biz
Bak halimize daha
neler neler dersin’’
Dediğinizi duyar
gibiyim yaslanıp oturduğunuz yerlerden
Ya sen Ferihan
nasıl bir yazgı ? nasıl bir kader ?
Hapsolmuşsun
yaşamının en güzel yıllarından bu yana
Son bir umut son
bir gayretle sesleniyorum
Kadriye, Suna siz
bari gelin hava kararmadan
Çocukluk
günlerimizi birlikte tekrardan yaşayalım
Sizde mi
yorgunsunuz ? sizde mi gelemiyorsunuz ?
Akşam olur,
karanlık mı basar ? çöker mi karanlığın kabusu ?
Rıfat, ya sen hala
mı o dere kenarında mısın ? avuçlarında beş taş
Geçmiş günleri
hüzünle yad etmekte misin ? avuçlarını sıka sıka
29/11/2022 - 17.00
Sınıf
arkadaşlarımı yad etmek geldi içimden
Andım yüreğim
parçalanırcasına her birini yürekden
10 Kasım 2022
MADADA HALAM
Tsabal’dan Sarnıç’a yola çıktığımda yüreğime kazılanları yazmak soykırıma uğramış halkım Abhazların yazgısına ait bir virgül, bir nokta olsada bırakmaktı niyetim. Kör topal olsa da, kargacık burgacık olsa da, anlaşılır anlaşılmaz olsa da, yazıp sizlerle paylaşmaktı niyetim. Hissettiklerim eminim ki ebedi birer metin yazdıklarım ise paldır küldür yüreğimden kopan volkandır.
Başında durduğum büyük halam Madada (Şükriye) halamın mezar taşında
soykırımdan sonraki sürgünde geçen 110 yılı yaşadım. O gelin olarak
geldiği Bursa Narlıdere köyünde ve çevresinde herkes tarafından sevilen ve
sayılan, sözüne itibar edilen, güven duyulan. Aynı zamanda yardıma ihtiyacı
olan herkesin yardımına koşması ile büyük saygı uyandırmıştır. O herkesin
Çerkes ninesi, halası, teyzesi, babaannesi, anneannesi oldu. O yalnız başına
mensup olduğu halkının adını yaşattı. O başlı başına bu gün dahi Narlıdere’de
Çerkesleri (Abazaları) yaşatıyor. Bir nevi mensup olduğu halkın kültürünü yaşam
tarzını yaşatıyor. Nurlarda uyu Halam.







