07 Şubat 2017

SANA DÖNECEĞİM


Kanla sulamıştık mukaddes bağrını
Yeşertmek için hürriyeti
Lakin gülmedi kader bize
Düşman çiğniyor şimdi o mukaddes bağrını

Kutsal dağlarımda hürriyet rüzgarları essin diye
Daryal geçidinde kan dökmedim
Derbent ,Glahor geçidinde can vermedim
Diyebilir misin ?

Hürriyet hürriyet diye yürümüştüm
Dağlarım için istiklal istemiştim
Sürüler yürüdü Kafkasımın üstüne üstüne
Kafkasımın ufkuna esaret ağını germek için

Vurulmuştum duymuyordum
Yaralıydım hissetmiyordum
Vatan için, hürriyet için Dağlarım için
Tutsaklığım niçin ? Ey ulu Allahım tutsaklığım niçin?

Tutuşmuştu kalbim
Alev alev yükseliyordu hürriyet aşkı yüreğimde
Dargo kalesindeyim
Dargo düşmeyecekti , düşmemeliydi

Kafkasım benim kutsal dağım kutsal yurdum
Yaşamın her safhasında benimdin
Ama o meşum sürgün, o soykırım niye niçindi
Bu terk edişin yok mu dönüşü ey ulu Allahım yok mu dönüşü ?

Sana döneceğim Kafkasım sana döneceğim
Uğrunda ölmek
Abreklerin öcünü almak için mutlak
Döneceğim bir gün Kafkasım döneceğim

Kanla sulamıştık mukaddes bağrını
Yeşertmek için hürriyeti
Kanla sulayacağız bağrını Dağım
Yıkmak için tutsaklığını

Rıfat ÖZBEY (BEYA)
Kuzey Kafkasya dergisi Yıl 2 Sayı 7
Haziran- Temmuz 1971


Hayallerimi süsleyen Kafdağımı
Acılarla dolu o sürgün yıllarımı
Ağlaşarak terk ettiğimiz vatanımı
Gençlik yıllarımda duyduğum o hasret o heyecanımı bu gün farklı şekilde tekrar yaşıyorum.
1960-1970 li yıllarında görmeyi bile hayal edemediğim Kafkasyam-Abhazyam bu gün kucak açmış bekliyor tüm evlatlarını. Sürgünde parçalanan aileler bir birleri ile tekrar buluşuyor, yeni akrabalıklar tesis ediliyor. Ata yurda dönüşler devam ediyor. Dün kendilerinden haberdar bile olmadığımız akrabalarımızla birlikte olabiliyoruz. Benim sadece adını duyarak büyüdüğüm atayurdumun torunlarımla beraber Kadim Tarihini yaşamak, huzurlu yarınlarında olmak umudu beni mutlu ediyor. 1971 tarihli Kuzey Kafkasya dergisinin sayfaları arasında rastladığım „Sana Döneceğim“ adlı şiirim beni anılarıma taşıdı. O yıllara sizleri götürmek, Sarnıçlılar blogunda buluşturmak istedim.

14 Ocak 2017

Anılarda Bursa ...

Bu gün Bursa'da anılar arasında gezindim
Geçmiş günleri tekrar hüzünle yaşayarak
Ne mutluluk duydum nede huzur hissettim
Gözlerim yaşla doldu istemesem de ağlamak

Keşke o günlere dönebilsem tekrar yaşayabilsem
Keşke o yüreği ak alnı pak o insanlarla olabilsem
Ne kadar samimiydiler bilseniz nasıl anlatabilsem
Gizli ajandaları yoktu onların inanır mısınız söylesem ?

O günleri sizlerle paylaşmak istiyorum
Sizlerde paylaşırsanız elbet mutlu olurum
Bu gün bir çoğu hayatta olmayan bu güzel insanları şükranla anıyorum
Dualarımız sizinle nur içinde yatınız mekanınız cennet olsun.

Yaşadığımız Gece

Benim mahzun dağım seni düşüne duruyordum
Hayale dalmış kendimi zirvelerinde sanıyordum
Sarsıldım alkış tufanı karşısında bu bir Gazavat mı?
Gönlümce Kafkas’ımın kurtuluş anını yaşıyordum

Kalplerimizin aynı aşk aynı heyecanla çarptığı belliydi
Esaretteki Kafkaslılar için gözlerimiz nemliydi
Kafkas’ımın yiğit evlatları neden böyle elemliydi
Kurtulasıya vatanları gülmemeye yeminliydi

Şamil oyunu oynanıyordu sahnede yürekler dağlı
Milli oyunlarına nasılda içten bağlı kahraman dağlı
Kafkas dağlarına bu coşkular artık Hürriyeti taşımalı
Umutla koşalım hüzünlü gönüllerimiz olsada yaslı

Raks etti Dağlılar silmek için gönüllerinin pasını
Atmak istiyordu Dağlılar yıllar yılı süren yasını
Hatırlayıp anmaz’mı hiç tutsak olan soydaşlarını
O soydaşlarım kan ağlar öz yurdum Kafkasımda

Olur mu dersiniz  bundan mutlu bundan güzel bir gece
Ata yurdum da soydaşlarım  bekliyor yıllardır gündüz gece
Onlara ulaştıracak bir müjdem olacak toplanın ABREKLER
Yaşanacak  en mutlu günler geceler hür olacak Kafkasya

Rıfat Özbey
03.08.1966 Bursa Kafkas Gecesi
Birleşik Kafkasya Dergisi 1966/1967 Sayı 10

1965 yılında Bursa’da yaşayan Kafkas kökenli hemşerilerimiz tarafından kurulan Bursa Kafkas Derneği'nin 03.08.1966 tarihinde düzenlediği yemekli Bir Kafkas gecesinde İstanbul ve Düzce’den iştirak eden folklorcuları bu güne dek her zaman hatırlıyor ve takdirle anıyorum.
Bursa’da o yıllardan anımsadığım bir çoğu aramızdan ayrılmış olan İhsan Şahin, Meliha Şahin , Naci Berk, Hayri Ergin, Niyazi Özkan’ı rahmetle, Sami Ağırca, Hayati Çam,  Dilber Kanşay ve diğer emeği geçen herkesi minnetle anıyorum

28 Aralık 2016

VASİYET’İM olsun



Varsın olsun kuş uçmaz kervan geçmez olsun
Son mekânım Tsabal olmazsa da Sarnıç olsun
Abhazlarca kutsal meşe ağaçlarının altı olsun
Kabrime uğramasanız da dualarınız bol olsun

Gözyaşı dökmeyin son yolculuğum huzurlu olsun
Üzmeyin kendinizi üç beş kürek atan dostum olsun
Emanet edin Sanıç’ıma, yolculuğum orda son olsun
Gün doğuşuyla aydınlanıp, geceleri mehtaplı olsun

Dostlarım finalde yaşama son bir çalımım olsun
Sahamı seçtim meşelikler içinde Sanıç’ımda olsun
Rövanşı olmayacak bu maçın sonucu rahmet olsun
Mahşerdeki yerim cennet Abhazyam gibi olsun

Sararken Sarnıç’ımın toprağı ruhum huzurlu olsun
Yazları diz boyu otlar kışları bembeyaz karlar olsun
Mezar taşı yerine başucumda ulu bir meşe olsun
Gövdesine yazılan ölüm tarihim 21 Mayıs 1864 olsun

Rıfat ÖZBEY (Beya)

08 Aralık 2016

BU AKŞAM




Bu akşam
Kuzey rüzgârları ulaştı Sarnıç’ıma
Beklerken hasretle Sarnıç’ım
Sarnıç’ımın yanan bağrında esti serin serin
Hissettim o an damarlarıma dek işlemiş olduğunu
Hasret çiçeklerini derleyip koştum sana
Yarattım sende kendime kendimce bir dünya
Neredeyim nerde bu benim dünyam ?
Bazen Kafdağı’mın zirvelerinde masallar diyarında
Bazen Karadeniz sahillerinde, Kefken’de, Samsun’da acılar içinde
Bazen gökyüzünün sonsuzluğunda
Bazen Akdeniz kıyılarında Libya’da, Tunus’da
Mısır’da Piramitlerin gölgesinde
İtalya’da Etrüsklerle, Pireneler’de Basklarla
Küçük Asya’da Hattuşaş’da, Boğazköy’de Alacahöyük’de
Hattilerle Hititlerle birlikte
Tarihteki izlerimin arasında buluyorum kendimi
Hissediyorum hüzünle Balkanlara kazınan varlığımı
Gözyaşlarınla kurup gözyaşları içinde kaybettiğim
Acılarımı paylaştığım Balkanlara veda edişim 
Yürüyorum sonrasında baştanbaşa Anadolu toprağını
Hüzün sardı birden fark etmemişim hala kaybolmakta olduğumu
Seni hissederek yaşamışım yaşantımın her anında Kafdağı’m
Yıkılmış umutlarımla tekrar kurduğum gizemli dünyada
Hüzün ve acılarla yoğrulmuş
Yorulmuş bitmiş tükenmiş
Umutlarımı yenileyen yeni bir dünyada buluveriyorum kendimi
Duygularımla baş başa kalıp yaşadığım bir iç dünyam olsun derken
Ortadoğu da alevlenen bir ateşin içinde Filistin’de Irak’ta Suriye’de
Yaşanan bir dramın parçası oluyorum kahrola kahrola
Anadolu diyorum, Diaspora diyorum kopamıyorum
Bir çobanın kavalının bir aşığın sazının peşine takılıyorum
Esiri oluveriyorum yanık nağmelerin gizemli dünyasında
Uzaklardan bir armonikanın sesi ile ayılıyorum ansızın
Hangi dünya hangi yaşamın içindeyim
Nerde vatan Nerde toprak nerdeyim ben?
Dünyanın her kıtasından kalp atışlarımı dinliyorum
Kulağım Kafdağı’mda Elbruzum’da atarken kalbim
Kuzeyden esen rüzgârlar ulaştı bu akşam Sarnıç’ıma
Huzur taşıdı Kafkasya’mdan Abhazya’mdan sevgiler yükleyip
Umutlar yükleyip sevgiler sundu mutluluklar sundu
Barış sundu Anadolu aydınlık semalarından
Kuzeyden esen rüzgârlar bu akşam

Rıfat Özbey (Беиа)

27 Kasım 2016

Anılardan arta kalanlar ….




Umutla gözyaşları döke döke vatan edindiğimiz
Yüzelli yılı aşkın huzurla bağrında barındığımız
Sarnıç’ım hüzün çökmesin aydınlansın artık ufkun
Filizlenip kök salsın ulaşsın Tsabalın bağrına dek
Sarsın gökyüzünü kolların sona ersin hasretimiz
Nerdesiniz hüzünle Tsabalı terk eden atalarımız
Nerdesiniz Sarnıcı vatan edinen atalarımız
Bu muymuş Tanrım bizim yazgımız ?