23 Ekim 2014
19 Ekim 2014
SANIÇIM BAŞIN SAĞOLSUN
Sanıçımın
tarihi diye gösterirdim
Düne kadar
Asırlık çınarlarımız ayaktaydı
Bugüne kadar
Nasıl anlatabilirim Sanıçımı
Kaybettim hayat damarlarımı
Peş peşe yitirdik canlarımızı
Anlat sanıçı anlat dediklerinde
İşte Akarçıpha Fahriye tatsa
İşte Kucba Fahri pehlivan derdim
Artık nasıl anlatabilirim
Bir asırlık zaman dilimi içinde Sanıçımı
Sarnıçımı yoğuran Tsabal kültürünü
Zaman aktı durdu yılları yoğurdu
Fırtınalar esti durdu yad ellere savurdu
İşte tarihim işte şimdi durdu
Art arda düşünce eylül sonunda
Toprağa canlarım, ayhabılarım
Koptu hayat damarları Sanıçımın
Sonbaharları hüzne kapılır giderdim
Bu sonbaharsa ayrı bir hüzün sardı yüreğimi
Gün başlarken her sabah bir umut sarar
Duygularımın ortasında yükselirdi
Çöktü şimdi tümüyle yüreğim
Koptu art arda tarih yapraklarımız
Yıkıldı asırlık çınarlarımız
Sizlerle ayaktaydı Sarnıç’ımız
Nur içinde sonsuza dek yatınız
Yasınız yasımızdır Ağanalar
Yasınıza ortakız Kuçbalar
Başınız sağolsun Tsaballılar
Başınız sağolsun Sanıçlılar
Rıfat Özbey (Beya)
10.10.2014
Fahriye Ana Akarcıpha
(Ağanipa Bahrinin eşi)
1918-25.09.2014
Fahri Sargın Kuçba
1914-28.09.2014
16 Ekim 2014
03 Eylül 2014
13 Ağustos 2014
SANIÇ SANIÇ DEDİĞİN
SANIÇ
DEDİĞİN
‘’Diyorlar’ki
Sanıç, Sanıç dediğin üç beş evden ibaret
Meşe
ormanları arasında bir mezradır nihayet’’
Böyle
görünür belki benim gibi görmüyorsan şayet
On bin
yıllık bir kültürün izlerini göremezsen elbet
X
Bilmiyorlar
ki, Sanıç bir ekol Sanıç bir kültür Sanıç bir medeniyet
Taşında
toprağında buluyorum kültürümden bin bir bereket
Ruhumuz Tsabaldaysa
da mutluyduk sende yaşamakla elbet
Sevgiyle
yaşadık duymadık ne hiddet ne şiddet ne de nefret
X
Sanıça
taşınmış sürgünün yürek paralayan unutulmaz anıları
Kalpleri
yaralamış vatandan ayrı düşmenin derin acıları
Henüz
oturuşmadan başlamış yanmaya yeni vatanları
Trablusgarp
Çanakkale derken doğu batı sardı her yanları
X
Sanıç,Sanıç
dediğim sanıçımın bağrında’da feryat figan
Silah
kuşanıp koştular milli mücadeleye sönmeliydi yangın
Koptular
birer birer filizlenecekken, sonucuydu alınyazılarının
Aynı kaderi
paylaşmamalıydı Anadolu, ayrı kaldıkları dağların
X
Soğuk pınarlarla
zümrüt yeşili çayırlıklarla kaplı bir vadinin
Meşe kayın
gürgen ağaçları ile dolu kekik kokulu dağların
Ortasında
yer alan üç beş hanelik bir köy diye geçme sakın
On bin
yıllık bir kültürün ayakta kalmış mirasıdır Abhazya’mın
Rıfat ÖZBEY
04 Ağustos 2014
19 Temmuz 2014
Yaşadığımız Gece
Benim mahzun
dağım seni düşüne duruyordum
Hayale
dalmış kendimi zirvelerinde sanıyordum
Sarsıldım
alkış tufanı karşısında bu bir Gazavat mı?
Gönlümce Kafkas’ımın kurtuluş anını yaşıyordum
Kalplerimizin
aynı aşk aynı heyecanla çarptığı belliydi
Esaretteki
Kafkaslılar için gözlerimiz nemliydi
Kafkas’ımın
yiğit evlatları neden böyle elemliydi
Kurtulasıya
vatanları gülmemeye yeminliydi
Şamil oyunu
oynanıyordu sahnede yürekler dağlı
Milli
oyunlarına nasılda içten bağlı kahraman dağlı
Kafkas
dağlarına bu coşkular artık Hürriyeti taşımalı
Umutla
koşalım hüzünlü gönüllerimiz olsada yaslı
Raks etti
Dağlılar silmek için gönüllerinin pasını
Atmak
istiyordu Dağlılar yıllar yılı süren yasını
Hatırlayıp
anmaz’mı hiç tutsak olan soydaşlarını
O soydaşlarım
kan ağlar öz yurdum Kafkasımda
Olurmu
dersiniz bundan mutlu bundan güzel bir
gece
Ata yurdum
da soydaşlarım bekliyor yıllardır gündüz
gece
Onlara
ulaştıracak bir müjdem olacak toplanın ABREKLER
Yaşanacak en mutlu günler geceler hür olacak Kafkasya
Rıfat Özbey
03.08.1966
Bursa Kafkas Gecesi
Birleşik
Kafkasya dergisi 1966/1967 Sayı 10
1965
yılında Bursa’da yaşayan Kafkas kökenli hemşerilerimiz tarafından
Kurulan Bursa
Kafkas derneğinin 03.08.1966 tarihinde düzenlediği yemekli
Bir Kafkas
gecesinde İstanbul ve Düzce’den iştirak eden folklorcuları bu güne
dek her
zaman hatırlıyor ve takdirle anıyorum.
Bursa’da o
yıllardan anımsadığım bir çoğu aramızdan ayrılmış olan İhsan Şahin
Meliha
Şahin , Naci Berk Hayri Ergin, Niyazi Özkan’ı rahmetle Sami Ağırca Hayati
Çam, Dilber Kanşay ve diğer emeği geçen herkesi minnetle
anıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



