19 Ekim 2014

SANIÇIM BAŞIN SAĞOLSUN

Sanıçımın tarihi diye gösterirdim
Düne kadar
Asırlık çınarlarımız ayaktaydı
Bugüne kadar
Nasıl anlatabilirim Sanıçımı
Kaybettim hayat damarlarımı
Peş peşe yitirdik canlarımızı
Anlat sanıçı anlat dediklerinde
İşte Akarçıpha Fahriye tatsa
İşte Kucba Fahri pehlivan derdim
Artık nasıl anlatabilirim
Bir asırlık zaman dilimi içinde Sanıçımı
Sarnıçımı yoğuran Tsabal kültürünü
Zaman aktı durdu yılları yoğurdu
Fırtınalar esti durdu yad ellere savurdu
İşte tarihim işte şimdi durdu
Art arda düşünce eylül sonunda
Toprağa canlarım, ayhabılarım
Koptu hayat damarları Sanıçımın
Sonbaharları hüzne kapılır giderdim
Bu sonbaharsa ayrı bir hüzün sardı yüreğimi
Gün başlarken her sabah bir umut sarar
Duygularımın ortasında yükselirdi
Çöktü şimdi tümüyle yüreğim
Koptu art arda tarih yapraklarımız
Yıkıldı asırlık çınarlarımız
Sizlerle ayaktaydı Sarnıç’ımız
Nur içinde sonsuza dek yatınız
Yasınız yasımızdır Ağanalar
Yasınıza ortakız Kuçbalar
Başınız sağolsun Tsaballılar
Başınız sağolsun Sanıçlılar

Rıfat  Özbey (Beya)
10.10.2014

Fahriye Ana  Akarcıpha
(Ağanipa Bahrinin eşi)
1918-25.09.2014

Fahri Sargın Kuçba
1914-28.09.2014

13 Ağustos 2014

SANIÇ SANIÇ DEDİĞİN



SANIÇ DEDİĞİN

‘’Diyorlar’ki Sanıç, Sanıç dediğin üç beş evden ibaret
Meşe ormanları arasında bir mezradır nihayet’’
Böyle görünür belki benim gibi görmüyorsan şayet
On bin yıllık bir kültürün izlerini göremezsen elbet
                     X
Bilmiyorlar ki, Sanıç bir ekol Sanıç bir kültür Sanıç bir medeniyet
Taşında toprağında buluyorum  kültürümden bin bir bereket
Ruhumuz Tsabaldaysa da mutluyduk sende yaşamakla elbet
Sevgiyle yaşadık duymadık ne hiddet ne şiddet ne de nefret
                     X
Sanıça taşınmış sürgünün yürek paralayan unutulmaz anıları
Kalpleri yaralamış vatandan ayrı düşmenin derin acıları
Henüz oturuşmadan başlamış yanmaya yeni vatanları
Trablusgarp Çanakkale derken doğu batı sardı her yanları
                    X
Sanıç,Sanıç dediğim sanıçımın bağrında’da feryat figan
Silah kuşanıp koştular milli mücadeleye sönmeliydi yangın
Koptular birer birer filizlenecekken, sonucuydu alınyazılarının
Aynı kaderi paylaşmamalıydı Anadolu, ayrı kaldıkları dağların
                     X
Soğuk pınarlarla zümrüt yeşili çayırlıklarla kaplı bir vadinin
Meşe kayın gürgen ağaçları ile dolu kekik kokulu dağların
Ortasında yer alan üç beş hanelik bir köy diye geçme sakın
On bin yıllık bir kültürün ayakta kalmış mirasıdır Abhazya’mın
Rıfat ÖZBEY

19 Temmuz 2014

Yaşadığımız Gece


Benim mahzun dağım seni düşüne duruyordum
Hayale dalmış kendimi zirvelerinde sanıyordum
Sarsıldım alkış tufanı karşısında bu bir Gazavat mı?
Gönlümce Kafkas’ımın kurtuluş anını yaşıyordum                                                               

Kalplerimizin aynı aşk aynı heyecanla çarptığı belliydi
Esaretteki Kafkaslılar için gözlerimiz nemliydi
Kafkas’ımın yiğit evlatları neden böyle elemliydi
Kurtulasıya vatanları gülmemeye yeminliydi

Şamil oyunu oynanıyordu sahnede yürekler dağlı
Milli oyunlarına nasılda içten bağlı kahraman dağlı
Kafkas dağlarına bu coşkular artık Hürriyeti taşımalı
Umutla koşalım hüzünlü gönüllerimiz olsada yaslı

Raks etti Dağlılar silmek için gönüllerinin pasını
Atmak istiyordu Dağlılar yıllar yılı süren yasını
Hatırlayıp anmaz’mı hiç tutsak olan soydaşlarını
O soydaşlarım kan ağlar öz yurdum Kafkasımda

Olurmu dersiniz  bundan mutlu bundan güzel bir gece
Ata yurdum da soydaşlarım  bekliyor yıllardır gündüz gece
Onlara ulaştıracak bir müjdem olacak toplanın ABREKLER
Yaşanacak  en mutlu günler geceler hür olacak Kafkasya

Rıfat Özbey
03.08.1966 Bursa Kafkas Gecesi
Birleşik Kafkasya dergisi 1966/1967 Sayı 10

1965 yılında Bursa’da yaşayan Kafkas kökenli hemşerilerimiz tarafından
Kurulan Bursa Kafkas derneğinin 03.08.1966 tarihinde düzenlediği yemekli
Bir Kafkas gecesinde İstanbul ve Düzce’den iştirak eden folklorcuları bu güne
dek her zaman hatırlıyor ve takdirle anıyorum.
Bursa’da o yıllardan anımsadığım bir çoğu aramızdan ayrılmış olan İhsan Şahin
Meliha Şahin , Naci Berk Hayri Ergin, Niyazi Özkan’ı rahmetle Sami Ağırca Hayati
Çam,  Dilber Kanşay ve diğer emeği geçen herkesi minnetle anıyorum